Bilimkurgu Mikro Öykü Yarışması

Entropol Kitap tarafından ilk defa düzenlenen Bilimkurgu Mikro Öykü yarışmasında, mini mini öyküm birinci oldu. Bilim Kurgu edebiyatına farklı bir soluk getiren bu yarışmayı düzenleyen Entropol Kitap’a teşekkür ederim.

Öykümü aşağıda paylaşıyorum ama devamı nerede sorularına şimdiden cevap vereyim; hepsi o kadar. Yarışmanın kuralı 280 karakteri (2 tweet uzunluğunu) geçmeyen öykü ile katılmaktı. Umarım beğenirsiniz

Continue Reading

Söndürün

Hey ışıklar yanıyor, kapat onları. Tehlike var onların içinde. Öldürücü birşeyler. Yakıyorlar kavuruyorlar ve herşeyi sonsuz bir aydınlık içinde bırakıyorlar. Herşeyin izlenmesini sağlıyorlar. Nefes alışımızdan, attığımız adıma, yediğimiz yemekten, ağladığımız duvarlara. Sistemin ışıkları yanıyor, söndür onları.

Bu gece yine uzun bir yürüyüş. Önce boylu boyunca geçilen bir kışla. Her nöbet kulesinin önünde bana doğru dönmüş, kuşkulu bakışlar. Neden benden korkuyorlar? Geçiyorum… Küçük bir semtin meydanı. Eskiden burası köymüş. Çok uzun değil 10-15 sene önce. Bundan birkaç sene önce ordan geçerken bir adamın ettiği laf geliyor aklıma. Meydana konan atm kulübesi için ettiği laf; “bu kulübe çok önemli, gelişmeye başlıyor buralar.” Ben iğreniyorum.

Continue Reading

Savaş

Son bomba atıldığında artık şehirden gelen ses kalmamıştı. Feryat edecek, bağıracak, ağlayacak kimsede mi kalmadı yoksa diye düşündüm. Biraz önce amansızca kurşunlarımı boşalttığım tarafta artık ses çıkartamayacak cisimlerden başka hiçbir şey yoktu. Delik deşik olmuş bir bina, bir otobüs, çöp kovası, sokak lambası, kurumuş yada yanmış bir ağaç, birkaç ceset.. Hepsi bu. Sanırım arkadaşlarımda görevlerini başarı ile yerine getirmişler, şehirin içinde keşif ve zafer turuna çıkmaya hazırlanıyorlardı. Zaferden emin olmamıza rağmen hain bir kurşuna hedef olmamak için zırhlı araçlara binildi. Her şey ne kadar basit olmuştu. Hala inanamıyorum, artık bu şehir bizim.

Eski sokaklarından geçiyorduk şehrin, eski, görkemli, içten. Ben buranın yerlisiyim diyen görmüş geçirmiş sokaklardan. Bir kurşun sesi, bizimkilerdendi. Herhalde bir saldırı yapılmaya çalışılmış ve bizimkiler anında cezasını vermişti. Birden durduk. Neden olduğunu görmek için baktığımda çıkmaz bir sokağa girmiş olduğumuzu anladım. Her ne kadar sokağı kesen binalar artık yok olmuş gibi gözüksede, geçişe izin vermiyorlardı. Herhalde şehiri yeniden yapılandırırken onlar orada olmayacaktı. Yeni, modern bir yer olurdu burası. Bunu istemediğimi farkettim, burası benim hayatım haline gelen, umutlarımı yeşerten sokağa benziyordu.

Continue Reading

Çığlık Çığlığa

Sabah güneş kendini göstermeden yeryüzünü aydınlatmaya başlar ya, şehirler arası otobüste, varacağın yeri bilipte, tüm gece uykusuz kalıp, uyumak yerine bayılmakla uyanmalar arasında nerede olduğuna dair en ufak bir belirti olmayan, ekili tarlalar, tek tük ağaçlar, ovalar içinden geçersin ya, güneş doğmadan aydınlatırken. Sana derin bir yalnızlık, sonu olmayan bir yolculuktaymış hissi veren, kiminde erkenci köylülerin çalıştığı tarlaların arasından geçip gidersin ya, hayal gibi hatırladığın gece geçtiğin şehirler gelir aklına ya, işte dersin, devamını getiremezsin.

Continue Reading
1 2 3 5