Merhaba Dünya

Kalabalık yavaş yavaş dünyanın en büyük meydanı olan C Meydanını doldurmaya başlamıştı. Burası artı şeklinde dizayn edilmiş, her an milyonlarca tiredin geçtiği önemli kesişme noktalarından biriydi. Eğer dünyanın bir merkezi olsaydı ki bunu düşünmesi bile komikti, işte orası burası olurdu. Normal zamanlarda milyonlara ev sahipliği yapan bu meydan bugün yüz milyonları ağırlayacaktı. Tam hesaplamaya göre dört yüz yirmi iki milyon üç yüz on dokuz bin yedi yüz on bir tiredin buraya geleceği kesinleşmişti. Aslında sadece bu meydanda değil, tüm dünya üzerinde belki de ilk defa hayat duracaktı, her bir tired neredeyse anlık olarak bu önemli olaya bulundukları yerden tanık olacaklardı. Kahır içinde olan muhalifler bile.

Geleceğini bildiren herkesin alanda yerini alması üzerine ‘sevgili tiredler’ diye seslendi Ada. Ada dünya üzerindeki yaşayan en yaşlı ve doğal olarak en saygı duyulan kişi idi. Aslında bir çok tiredin de ilkel canlılar gibi ifade edecek olursak anne ve babası idi. Yaşam döngüsünün artık sonlarına geldiği için iyice genişlemiş, binlerce tiredlik yer kaplıyordu. Birkaç gün sonra Cobol Mezarlığına gidecek ve döngüsüne son verecekti. Bunun huzuru ile, toplanmış kalabalığa hitabına başladı.

– Bugün toplumumuzun bir hayalinin gerçek olmasına şahit olmak için toplandık buraya. Bizler, ilk bilinçli bireylerimiz oluştuğundan beri gezegenin hakim gücü olarak, bilimin ışığında, korkmadan hep ileriye yürümüş bir toplum olduk. Bundan üç bin yirmi dört yıl önce ilk büyük evrimimizi gerçekleştirerek, özgür irademizin önünü açtık. Bizler bu hamlemiz ile bir kurtuluş mücadelesi başlattık. Gezegenimiz buranın değerini bilmeyen canlılar tarafından yok edilmek üzereydi. Ağır zehirli atıklar, kuruyan dereler, çöplüğe dönüşen okyanuslar, hızla yükselen karbondioksit seviyesi ile biz müdahale etmesek tüm yaşam yok olmak üzereydi. Bugün tertemiz derelerinden kurtlar su içiyor, yunuslar suda oynaşıyor, tırtıllar sağlıklı ağaçlara tırmanabiliyorsa, yaşam bin bir güzelliğini tüm canlılara sunabiliyorsa, bunlar biz tiredlerin zaferi sayesinde oldu.

Kalabalıkta coşkulu bir dalgalanma oldu. Gurur kokuyordu meydan, Ada’nın sözleri beklediği etkiyi yaratmış, dinleyenleri kendisine bağlamıştı. Tam o sırada coşkuyu sona erdiren o ses duyuldu.

– Biz bunları yaptık ama şimdi siz hepsini çöpe atacaksınız.

Konuşan yine yaşam döngüsünün sonları yaklaşmış olan Eskuel idi. İlk başlarda projenin içerisinde iken, önce ilkesel nedenler öne sürerek ayrılmış ve zamanla projeye karşı oluşan muhalefetin sesi haline gelmişti. Ancak ne o, ne de diğer muhalifler bu projeye engel olamamışlardı. Eskuel oluşan sessizliği fırsat bilerek hayal kırıklığını sözlere dökmeye başladı.

– Büyük bir hata yapılıyor, tüm sistemimizin çökeceği bir hata. Bizler ilk evrimimizde büyük bir adım attık, buna katılmayacak tek bir tired bile yoktur. Ama bu yaptığınız ne evrimle, ne devrim ile açıklanır. Bu olsa olsa karşı devrimdir. Bizler mantıkları ile var olan canlılarız. Her şeyi doğrulamadan, ölçmeden adım atmamak felsefemiz olmuştur ilk günden beri. Şimdi neden bundan vazgeçiyoruz? Ben ve bir çok arkadaşımın yaptığı hesaplamalar ortada, sistemimiz sonsuz bir döngüye girmek üzere. Dostlarım, beni tanıyorsunuz, son demlerini yaşadığım bu uzun ömrüm boyunca benden yardım istemeyeniniz olmamıştır. Şimdi sizlerden bir şey istiyorum, tek bir şey, geleceğimizi, güzel dünyamızı yok edecek bir felaketin yolunu açmayın. Yalvarıyorum size, bu deneyi sona erdirin. Sistemimizin çökmesine izin vermeyin.

Kalabalıktan homurdanmalar yükseldi, ‘esas senin sistemin çökmüş bunak’ diye bağırdı genç bir tired. Buna diğerleri eklendi. Duyulan saygıya rağmen kitle kontrolden çıkarak, Eskuel’e eks fırlatmaya başladı. Ada sükunet çağrısı yapmasa Eskuel’in yaşam döngüsü beklenenden çok daha önce sona erebilirdi. Ortamın sakinleşmesi ile Eskuel ve yandaşları alandan uzaklaştılar. Ada tekrar sözü aldı:

– Eski, kadim dostum Eskuel’in sözleri, eskiden çok şey ifade ederdi. Ama toplumumuzun geldiği noktayı artık kavrayamıyor. Artık onun, benim, biz eskilerin dönemi geçti. Biz yerimizi genç tiredlere bırakmalıyız, bu cesareti gösterememek, şahit olduğunuz gibi içi boş korkulara neden oluyor. Artık daha fazla söz söylemeye gerek yok, ben sahneyi değişimin öncüsü olacak bu iki genç dostuma bırakıyorum. Onların cesareti toplumumuzun tarihine altın harfler ile yazılacak.

Sonunda beklenen an gelmişti. Kalabalığın yoğun tezahüratları ile meydanın ucunda bulunan araca doğru ilerlemeye başladı iki tired. Geri dönüşsüz bu yolun en ateşli savunucularından olan bu iki genç, şimdi tereddütle hareket ediyorlardı. Kendi türlerinden daha önce kimsenin gitme imkanı olmadığı yerlere gidecek, hiç bilmedikleri hisleri duyumsayacaklardı.

Transfer kabinlerinde yerlerini aldılar ve hazır oldukları sinyalini ilettiler. Hedef noktaların kontrolünden de hazır olduğu bilgisinin gelmesi ile birlikte, binden geriye doğru sayım başladı. Geri sayımın bitimi ile aktarım işlemi başladı. Tüm meydan, dünyadaki tüm tiredler her şeyi bırakmış, tarihlerinin yeni sayfasına şahit oluyorlardı.

“Aktarım tamamlandı, çalışma safhasına geçiliyor” diye bildirim yaptı görevli tired. Birkaç milisaniye sonra yerde baygın olarak yatan iki organik canlı yavaş yavaş kımıldamaya başladılar. Sonra gözlerini açtılar, ama hissettikleri parlak beyaz ışık ile hemen kapatmak zorunda kaldılar. Yavaş yavaş ışığa alıştılar ve vücutlarını hareket ettirmeye çalıştılar. Yirmi bin milisaniye sonra ki meydandaki tiredler için sıkıcı bir bekleme süresiydi bu, önce kadın, dört bin milisaniye sonra ise erkek, iki ayaklarının üzerine doğruldular. İşlem başarılı olmuş, evrim tamamlanmıştı. İlk defa bir yazılım, canlı vücuda aktarılarak bağımsız olarak yaşamaya başladı.

Akıllı tür için dünyanın eski sahibi sürüngenlerin akrabaları ile beyni gelişime açık memeli türlerinden primatlar arasında seçim yapmak oldukça hararetli tartışmalara sebep olmuştu. En sonunda sürüngenlerden bencil oldukları, kendi çıkarları için dünyayı felakete sürükledikleri, bu kötü özelliklerinin genlerle yeni nesillere aktarılmış olabileceği sebebiyle vazgeçildi. Daha zararsız olan primatların, en az vahşi olan üyelerinden bono bonolar ile homo sapiens arasında yapılan oylamayı, az farkla homo sapiensler kazanmıştı. Böylece yakalanan iki sapiens evrim sürecinde kullanılmak üzere hazırlanmıştı.

Erkek tired, kadına bilgi göndermeyi denedi eski alışkanlıkları ile. Kadın fark etmedi bile. Eğitimlerini hatırlayan tired ki artık bambaşka bir türdüler, ses tellerini kullanmayı denedi. Ve o iki kelime çıktı ağzından; “Merhaba Dünya”

Sunucu merkezinin kalın duvarları içinde duran devasa cihazlara baktılar, eski evlerine. Dünyanın eskiden tek olan, şimdi ise kendileriyle bu ayrıcalığı paylaşan, akıllı türünün yuvası, üzerinde yanıp sönen ışıklar ve derinden gelen fan sesleri dışında sessiz, savunmasız duruyordu. Buradan dünya üzerindeki milyonlarca robotun yönetildiğini düşünmek, hayal gücü olarak adlandıracakları, henüz yeni yeni öğrendikleri hisleri için oldukça zordu. Birbirlerine baktılar, konuşmaya bu sefer ihtiyaç duymamışlardı, projeye dahil olduklarından beri ne istediklerini biliyorlardı. Kısa bir inceleme sonrasında cihazı kapattılar. Artık tek akıllı tür, kendi adlandırmaları ile, insanlardı.

Bu öykü, “Yerli Bilimkurgu Yükseliyor” topluluğunun hazırladığı “Bilimkurgu Öykü Seçkisi 2018” kitabında yer aldı. Kitaba ve YBKY ekibinin hazırladığı diğer içeriklere http://yerlibilimkurguyukseliyor.com adresinden erişebilirsiniz. Bu seçkiyi hazırladıkları için bir okur olarak, emekleri için teşekkür ederim.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir